
|
UCUZ GÜZELLİK İKSİRİ: MİNERALLİ SULAR
Mineralli sular, mineral ve kayaçlardan iyon yüklenen sıcaklığı 20 derecenin üzerinde olan sulardır. Bu sular; yağmur, kar ve dolu gibi atmosferik kökenli suların, kayaçların geçirgenlik ve süreksizliğine bağlı olarak, yerin altına doğru derinlere inmesi ve ısı kaynağına bağlı olarak ısınıp yeryüzüne çıkmaları ile oluşuyor.
Eskiden beri söylenir hep, yemek sonrasında içilen maden suyu hazmı kolaylaştırır diye. Aslında bir bakıma doğrudur, fakat maden suyu sadece hazmı kolaylaştırmıyor, kalpten kemiklere, diş saplığından cilde kadar birçok konuda insan sağlığını olumlu etkiliyor. Ancak sadece maden suları yapmıyor bunu, tüketilen ve içinde iyonlar bulunan bütün doğal mineralli sular, insana sağlıklı bir yaşamın kapılarını aralıyor. Bu yüzden sadece hazmetmek için değil, daha sağlıklı bir yaşam için de mineralli suları tüketmek gerekiyor. Devamı ->>
|

|
EN DEĞERLİ DÜNYA MİRASI: SU
İnsanın yaşaması için havadan sonra gelen en temel ihtiyaç sudur. Sağlıklı ekosistemler ve gelişmiş insan sağlığı için de iyi su kalitesi gereklidir. Öte yandan kötü su kalitesi çevre ve insanları doğrudan etkilemektedir. Her yıl 1.5 milyondan fazla çocuk su ile ilgili hastalıktan hayatını kaybetmektedir.
Dünyada kişi başına düşen su miktarının hızla azalması; sınırları aşan suları, gerginlikleri ve uluslararası ilişkileri odak noktası haline getirmiştir. Geçmiş yıllarda fosil yakıtların tükenmesi sonucu yaşanabilecek savaşlardan bahsederken, bugün su savaşlarından bahsedilir hale gelinmiştir. Dünyada bir yandan tarım, içme suyu ve sanayi arasında, bir yandan da bu sektörler ve doğal hayat arasında su kullanımına ilişkin rekabet giderek artmaktadır. Devamı ->>
|

|
ETİKET HAFİYELERİ "GERÇEK" GIDANIN PEŞİNDE;
PARINI GERÇEK OLANA YATIR
Gıda alışverişinde iş son tüketim tarihine bakmakla bitmiyor. Etiketlerin arkasındaki minicik yazılarda belki de sağlığınızı tehdit eden maddelerin adı yazılı sıra sıra. Yavaş Yemek destekçisi Fikir Sahibi Damaklar da, başlattığ Etiket Hafiyeliği kampanyası ile "Al eline büyüteci, etiket hafiyeliği yap!" çağrısında bulunuyor.
Diyelim ki yıllarca sağlığınızı tehdit eden şeylerden uzak durmaya çalıştınız. Alkole, sigaraya hayır dediniz. Düzenli yaşamaya, uykunuza, spor yapmaya özen gösterdiniz. Mevsimine göre sebze ve meyve tükettiniz... Buraya kadar her şey yolunda gibi görünüyor; fakat her gün en az bir tane aldığınız ekmekle ya da çocuğunuza kalsiyum olsun diye eve getirdiğiniz sütle sağlığınızı tehdit eden zararlılarla burun buruna gelebileceğinizi hiç düşündünüz mü? Devamı ->>
|

|
AKDENİZ'İN KARA KURU KIZI; KEÇİBOYNUZU
Ağacının dallarında her an düşecekmiş gibi sallanan, suyu çekilmiş de kurumuş gibi duran koyu kahve meyveleriyle keçiboynuzunun, görünüşüne bakıp da aldanmamak gerekiyor. Çekirdekleri mücevher ölçmeye yarayan meyve, besin olarak da mücevher kadar değerli... Akdeniz Bölgesi'nde yetişen keçiboynuzu meyvesi (Ceratonia siliqua L.), görünüşünden beklenmeyen bir lezzete ve faydaya sahip. Yaklaşık 5 bin yıldan beri bilinen bir meyve olan keçiboynuzu, savaş dönemlerinde açlık tehlikesine karşı insanların imdadına yetişmiş ve karbonhidrat ve şeker içeriği ile zor bulunan besin ihtiyacını karşılamış. İlk 15 yıl meyve vermeyen keçiboynuzu ağacından, yetişkinlik döneminde 1000 kiloya kadar meyve alınabiliyor.
Devamı ->>
|

|
KİMYASAL DETERJANLARA ALTERNATİF ORGANİK TEMİZLİK ÜRÜNLERİ
Deterjanların içinde bulunan kimyasallar vücutta birikiyor. Eğer bağışıklık sisteminiz zayıflamaya yüz tuttuysa, bu durum sağlığınız için ciddi tehditler oluşturuyor. Sonuç olarak da hastalıklar, alerjiler ve kanserojen etkiler artıyor.
Deterjanlar hayatımızın olmazsa olmazı, mı diyorsunuz? Bulaşıklarınız ışıldasın diye en iyi parlatıcıyı kullanıyor, evinizin mikroplardan arınması için her yeri çamaşır suyuyla mı temizliyorsunuz? Eğer öyleyse, durup düşünmenizde fayda var. Zira, deterjanların içindeki kimyasallar, sağlığınız için büyük tehdit oluşturuyor. Her gün farklı nedenlerle kullanıyoruz deterjanları... Amacımız ise çok basit; temizle(n)mek. Evet, belki gözümüze görünen tozlardan, kirlerden arınıyoruz; çamaşır suyuyla sildiğimiz yerlerdeki mikropları öldürüyoruz ama bu işin bir de görünmeyen, üzerine çok da kafa yormadığımız bir yönü var; deterjanların içindeki kimyasallar ve bunların zararları... Devamı ->>
|

|
DETERJANLAR VE ÇEVRE SAĞLIĞI
Bir deterjanın yapısındaki biyolojik bozulmaya (biyodegredasyon) uğratmayan maddelerin oranı, onun çevre kirlenmesi ve sağlığa olan zararlarının göstergesidir.
İnsan ve diğer canlıların yaşam ortamı olan su, hava ve toprağın endüstriyel teknolojinin gelişmesine paralel olarak çeşitli sentetik maddeler ve diğer toksik atıklarla hızla kirlenmeye yüz tutması daha şimdiden dünyanın birçok yöresini yaşanmaz duruma getiriyor. Çevreyi koruyucu önlemler almadan gelişi güzel sanayileşen ülkelerde denetimsizlik, düzensiz kentleşme, hızla artan nüfus ya da toplumun eğitimsizliğinden kaynaklanan sorumsuzluk sonucu, sağlıklı yaşamamız için vazgeçilmez bir gereksinim olan doğanın kirlenmesi alabildiğince artıyor. Devamı ->>
|

|
KOKUNUN ŞİFALI GÜCÜ; AROMATERAPİ
İnsan üzerinde fizyolojik ve psikolojik etkiye sahip kokunun şifalı gücü eski çağlardan beri biliniyor. Bitkilerin kök, gövde, çiçek gibi farklı bölümlerinden elde edilen öz yağlar da iyileştirici etkiye sahip hoş kokulu aromalarıyla yüzyıllardır pek çok hastalığın tedavisinde alternatif oluyor.
Günümüzde alternatif ya da yardımcı bir tedavi yöntemi olarak uygulanan aromaterapi, bitkilerin özünden buharla damıtma ve sıkma yöntemiyle elde edilen hoş kokulu aromaların iyileştirici gücünden faydalanıyor. Koku ile tedavi eski çağlardan beri kullanılan bir yöntem. Uçucuyağlar olarak da bilinen bitki öz yağları, tarih boyunca hep bitkilerin "esansiyel" kısımları olarak kabul görmüş ve "yaşam gücü, enerjisi ve ruhu" anlamında kısaca "esans" olarak da adlandırılmış. Devamı ->>
|

|
UÇUCU YAĞLARIN SIRRI
Uçucu yağların tarihine bakmak için 5 bin yıl öncesine gitmek gerekiyor. Bilinen en eski distilasyon (damıtma) cihazı M.Ö 3 bin yılına ait.
Aromaterapi, bitkilerde bulunan uçucu yağlarla yapılan tedavi sistemine verilen isimdir. Bu sistem, fitoterapinin bir alt kolunu oluşturan, destekleyici bir tedavi yöntemidir. Uygulamada kullanılan yağlar bitkilerin kök, çiçek, yaprak gibi bölümlerinden elde edilen saf uçucu yağlardan yağlardan oluşur. Uçucu yağlar oda sıcaklığında buharlaştıkları için, eterik yağ veya esans olarak da isimlendirilirler.
Uçucu yağların tarihine bakmak için 5 bin yıl öncesine gitmek gerekiyor. Bilinen en eski distilasyon (damıtma) cihazı
M.Ö 3 bin yılına ait. Eski Mısır'da çam esansı biliniyor ve kullanılıyordu. Devamı ->>
|

|
İPEK GİBİ YUMUŞAK, ÜSTELİK UV KORUMALI: BAMBU KUMAŞ
Antibakteriyel oluşu ve güneşin zararlı UV ışınlarına karşı koruma sağlamasıyla bilinen bambu, tekstil sektöründeki yerini sağlamlaştırıyor. İpek kadar yumuşak ve parlak yapısıyla da modacıların dikkatini çekiyor.
Anavatanı Çin olan bambu, artık ülkemizde de çoğu evde bir süs bitkisi olarak yerini aldı. Uzun ince ya da sarmal şekliyle küçük bir vazonun içinde duran bu bitki, bizim için sadece bir süs olabilir belki ama tekstil camiası, bambunun bundan ibaret olmadığının farkında. Bambudan üretilen kumaş tekstil firmalarının gözbebeği olma yolunda yavaş yavaş ilerliyor. Kendiliğinden yetişen bu bitki, hiçbir kimyasala ihtiyaç duymuyor ve bu nedenle organik olarak kabul ediliyor. İpek kadar yumuşak ama ondan daha dayanıklı... Devamı ->>
|

|
ORGANİK KUMAŞ VE TASARIM BOA STUDIO'DA BULUŞTU
Kurucularının hem doğaya saygılı hem de estetik olarak doyurucu bir marka yaratma isteğinden doğan Boa Studio, tamamen illüstrasyon odaklı ve organik kumaşlar kullanarak hayata geçirilen koleksiyonlarıyla, tasarım ve ekoloji kavramını gündelik hayata taşıyor. Onların birliktelik hikayeleri, aynı hastanede, aynı gün dünyaya gelmeleriyle başlamış demek yanlış olmaz herhalde... Özel hayatlarında hep birlikte olan iki kuzen; Sena Çevik ve Seray Cengiz, yaptıkları işlerden tatmin olmayınca bu birlikteliği iş hayatlarına da taşımışlar. Farklı tasarımlar ve illüstrasyonların bir araya geldiği doğaya uyumlu, estetik ve gündelik hayatta kullanılabilecek tişört, ceket, elbise, sweatshirt gibi alternatifler yaratmayı amaçlayan ikilinin birlikte hayata geçirdikleri Boa Studio, organik tekstilin en büyük eksikliklerinden biri olan tasarım kavramını sektöre kazandırmış. Devamı ->>
|

|
EKO TASARIM DÜNYAYI KURTARIR MI?
Genelde eko-tasarım denildiğinde akla ilk geri dönüşüm geliyor. Bir ürün başka bir ürünün atığından elde edilen malzemeyi hammadde olarak kullanıyorsa bu elbette iyi bir şey.
Eko-tasarım bir ürünün çevreye olumsuz etkilerini mümkün olduğu kadar azaltarak tasarlanması olarak tanımlanabilir. Eko-tasarımı modern çevre hareketinin bir uzantısı olarak ele alırsak; özellikle petrol türevi kimyasalların 1950'lerde yoğun kullanılmaya başlanmasıyla olumsuz etkilerin görüldüğü dönemin ardından kimya, yapı, tekstil, gıda vb. endüstrilerin ekoloji ile ilişkisi ve etkileri sorgulanmaya başlamış. Devamı ->>
|

|
BÖCEKLER, BİTKİLER, DENİZ KABUKLARI İKİNCİ HAYTTA BULUŞTU
New York'ta bulunan Museum of Arts And Design (MAD) tarafından 27 Nisan - 24 Ekim 2010 tarihleri arasında Dead or Alive (Ölü ya da Diri) başlıklı bir sergi düzenliyor. Etkinlik otuzun üzerinde uluslararası sanatçının organik malzemeler ile böcekler, tüyler, deniz kabukları, kemikler, kürkler, ipek böceği kozaları, bitkiler gibi bir zamanlar yaşayan organizmalar ya da onların bir parçasından oluşturulmuş tasarımlarını ziyaretçilerle buluşturacak.
Devamı ->>
|

|
DOĞA SEVDALISI YEŞİL SANATÇI; SERAP BAŞOL
Kaygılarını ifade etmenin en etkili yolu olarak gördüğü sanat aracılığıyla, dünyanın bütün dengesini sarsan, ucu sonunda insanlığa dokunan sorunlara dikkat çeken Serap Başol, "yeşil sanat" adını verdiği çalışmalarında, doğaya ve dünyanın geleceğine odaklanıyor.
Henüz "yeşil sanat" bize yabancı bir kavram olsa da adından da anlaşılabileceği gibi, o yüzünü doğaya dönmüş bir sanat... Bu kavramı gündeme getiren ise sanatçı Serap Başol. Çok iyi giden bir iş kariyerini bırakıp sanatla daha fazla iç içe olmayı tercih eden Başol, beş yıl boyunca sanat alanında çeşitli eğitimler alarak kendini geliştirmiş. Devamı ->>
|

|
RÜZGARIN YÖNÜ ENERJİDEN YANA
Fosil yakıtların tükenme riskiyle karşı karşıya kalması, enerji fiyatlarındaki artış ve arz güvenliği noktasındaki sıkıntılar, dünyanın yönünü yenilenebilir enerji kaynaklarına çevirdi.
Günümüzde kuvvetini enerjiden yana estiren ve artan ihtiyacı karşılamada güçlü bir çözüm olarak ortaya çıkan rüzgar, medeniyet tarihinde de oldukça köklü ve önemli bir yere sahip. M.Ö. 3 bin yıllarında yelkenli gemilerin kullanılmaya başlanmasının dışında rüzgar enerjisinin tarihte bilinen ilk kullanımı, M.Ö. 2 bin 800'lü yıllarda Ortadoğu'ya dayanıyor. Devamı ->>
|

|
BİR AĞACIN ALTINDA KİTAP OKUMAYI ÖZLÜYORUM; PELİN BATU
Çevre sorunlarına karşı sesini hem yurtiçinde hem yurtdışında yükselten oyuncu Pelin Batu, beton yığınlarına dönen şehirlerde yaşamın güçlüğüne dikkat çekiyor: "Batı'da bir park mefhumu vardır. Ben mezarlıkları park niyetine kullanıyorum ne yazık ki. Gerçekten yeşilliği, oturup bir ağacın altında kitap okumayı özlüyorum."
New York Üniversitesi'nde oyunculuk eğitimi aldı, Boğaziçi Üniversitesi'nde tarih... Öğrenci olmayı seviyor, bu nedenle edebiyat alanındaki "metamorfoz" konulu doktorasını çok önemsiyor. Annesinin Şile yakınlarındaki bahçesinde yetiştirdiği sebze ve meyveleri yiyor. Gittiği ülkelerden ya da kentlerden, annesine çiçek ya da bitki tohumu getiriyor. Ailesiyle ve arkadaşlarıyla en çok konuştuğu konuların başında ise çevre geliyor. Devamı ->>
|

|
ÇENGELKÖY'ÜN SALATALIĞI KADAR DOĞA BAHÇESİ DE MEŞHUR ARTIK
Toprak sadece doyurmuyor bizi. Onu işlerken, ekerken, dikerken çalışan eller, emek ve alınteri, birlikte üretmenin hazzı, ruhumuzu da besliyor. İşte bu yüzden belki de Doğa Derneği'nin Çengelköy'deki Doğa Bahçesi'nin hikayesini dinlerken duyduğum "imece" kelimesi yüzümde bir gülümsemeye neden oluyor. Uzun yıllardır duymadığım, artık köylerde bile telaffuz edilmediğini düşündüğüm bu kelimeyle, 20 milyonluk kentte saklı kalan, korunabilen bir bostanda karşılaşmak ne güzel. Devamı ->>
|

|
EGE BÖLGESİ'NİN ENDEMİK MUCİZESİ; SAKIZ AĞACI
Geçmişi antik dönemlere kadar uzanan Sakız Ağacı bugün anayurdundan kopuk. Çeşme Yarımadası'ndan çıkan ve tüm dünyanın bu yolla tanıdığı sakız ait olduğu topraklarda yeniden yeşertilmek isteniyor. Bu kapsamda yerel aktörler devreye girmiş durumda.
Sakız kokardı yarımada. İzmir'e ve çevresindeki yerleşimlere gelen konuklara sakız aromalı reçeller ikram edilir, kahvenin yanına sakızlı likör eklenirdi. Çocuklar sakızlıkları oyun sahasına çevirir, toprak sakız kokar, evlerin duvarlarına asılan sakız torbalarıyla bu eşsiz koku her daim solunsun istenirdi. Devamı ->>
|

|
BİR HAYALİN PASTORAL SENFONİSİ; PASTORAL VADİ
Çevresi, bölgenin zenginliklerinden nasibini fazlasıyla almış: Türkiye'de sadece bu coğrafyada yetişen günlük ağaçları, sonra narenciye bahçeleri, caretta caretta'ların ülkede ürediği tek yer olan İztuzu kumsalı ve göçmen kuşların konakladığı Akgöl, Ölüdeniz, Saklıkent Kanyonu, Kelebekler Vadisi ve Göcek koyları, bu "pastoral senfoni"yi tamamlıyor.
Dünyaya ettiğimizi bulmaya başladığımızdan beri aklımız başımıza geliyor. Daha çok kazanma hırsıyla toprak, su, hava ve canlılar arasındaki denge yani ekolojik sistem bozulunca anladık; "ekolojik yaşam"a dönmenin vaktidir! '80'li yıllarda ortaya çıkan bu bilinç, çevreye duyarlı insanlar tarafından bir yaşam tarzına dönüştü. İşte, tarımdan sanayiye, mimariden enerjiye dek doğal çevreye saygılı ürünlerin kullanıldığı ekolojik yaşam çiftlikleri böyle çıktı ortaya. Devamı ->>
|

|
KÜRE DAĞLARI AVRUPA'NIN DOĞA BAŞKENTİ OLMA YOLUNDA
Bitkisi ayrı güzel, barındırdığı canlılar ayrı... Suyu bir başka, havası başka... Adı son dönemlerde etrafına kurulmaya çalışılan hidroelektrik santralleri ile daha sık gündeme gelse de Küre Dağları Milli Parkı, Avrupa çapında tanınan bir doğa başkenti olmak üzere.
Mevsim ister yaz olsun ister kış... Doğayla iç içe olmak her mevsim ayrı bir güzel... Toprakla temas etmek, havalar soğuk olsa bile sıkıca giyinip soğuğa aldırmadan gezintiye çıkmak, doğal meyve sebzelerle lezzetli yemeklerin tadına varmak... Üstelik bir de organik olursa...? Son yıllarda yavaş yavaş hayatımıza giren ekolojik çiftlikler tüm bu güzellikleri yaşanabilir kılan adresler olarak karşımıza çıkıyor. Gürsel Tonbul'un 1995 yılında Kuşadası'nda kurduğu çiftlik işletmesi de bu adreslerden biri olarak dikkat çekiyor. Devamı ->>
|
|
|
NATURELIFE MAYIS - HAZİRAN 2010 |
 |
İ Ç İ N D E K İ L E R
|
|
UCUZ GÜZELLİK İKSİRİ: MİNERALLİ SULAR |
|
EN DEĞERLİ DÜNYA MİRASI; SU |
|
ETİKET HAFİYELERİ "GERÇEK" GIDANIN PEŞİNDE
PARANI GERÇEK OLANA YATIR! |
|
AKDENİZ'İN KARA KURU KIZI; KEÇİBOYNUZU |
|
KİMYASAL DETERJANLARA ALTERNATİF:
ORGANİK TEMİZLİK ÜRÜNLERİ
|
|
DETERJANLAR VE ÇEVRE SAĞLIĞI |
|
"KOKUNUN ŞİFALI GÜCÜI."
AROMATERAPİ |
|
"AROMATERAPİ"
UÇUCU YAĞLARIN SIRRI |
|
İPEK GİBİ YUMUŞAK, ÜSTELİK UV KORUMALI
BAMBU KUMAŞ |
|
ORGANİK KUMAŞ VE TASARIM |
|
EKO TASARIM DÜNYAYI KURTARIR MI? |
|
Diğer Konular ->> |
|
1 | | |
2 | | |
3 | | |
4 | | |
5 | | |
6 | | |
7 | | |
8 | | |
9 |
|
|
|