
|
BİLİMİN 6 BİN 500 YILLIK İLGİSİ: NAR
Özünde bulundurduğu maddeler sayesinde birçok hastalığa iyi gelen Nar, bin yıllardır insanlığın keyifle tükettiği bir meyve. Bir'den bin olan taneleri ile bereketi, çekirdeğinden kabuğuna bir bütün olarak şifayı getiriyor.
Küçük çekirdekler ve meyve gövdesini oluşturan yüzlerce tanecikten oluşan Nar, keyif veren lezzeti nedeniyle beğenilen bir meyve olmasının yanı sıra özellikle son zamanlarda sağlık açısından oldukça önemsenir oldu. Birçok derde deva olarak görüldüğü için tüketimi gün geçtikçe daha da artan nar, içerdiği antioksidanlar, polifenolik maddeler ve C vitamininden dolayı fonksiyonel gıdalar grubunda. Bu maddelerin kanser ve kalp damar hastalıklarını önlemede rolü olduğu, ayrıca bu maddelerin yüksek tansiyonlu hastalarda kan basıncını düşürerek hastalığı önleyici yönde etki gösterdiği birçok uzman tarafından da kabul ediliyor. Devamı ->>
|

|
ŞİFA KAYNAĞI: NAR
Narın antioksidan özelliği kadar iltihap giderici, ağrı kesici anti enflamatuar özelliği de var. Bilimsel araştırmalar kanser tedavisinde etkili olabileceğini de kanıtlıyor. Ancak bunlar henüz deneysel kanıtlar.
Eski Yahudi toplumlarında gücün, bereketin, bolluğun ve iyi şansın simgesi olan Nar, günümüzün modern toplumlarında sağlıklı ve doğal yaşamın simgesi olma yolunda ilerliyor. İslam tıbbında da önemli bir şifa kaynağı olarak başvurulan bu meyvenin yıldızı, son yıllarda yeniden parlamaya başladı. Özellikle kışın hayatımızı tehdit eden grip virüsüne karşı suyunu bardak bardak tüketmeye alıştığımız Nar'ın faydaları bu kadarla da sınırlı değil elbette.
Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognazi ve Fitoterapi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdem Yeşilada ile kırmızı cevher Nar'ın antibakteriyel, antiviral, antioksidan ve antikanserojen özelliklerini, bunların tıpta ne şekilde kullanıldıklarını ve doğru tüketim yollarını konuştuk. Devamı ->>
|

|
İSTANBUL'UN ORTA YERİ BOSTAN:
ŞİŞLİ ORGANİK PAZARI
Şişli'de bir pazar kuruluyor; Ekolojik Halk Pazarı... Türkiye'nin dört bir yanından gelen birçok organik gıda ve dünyanın farklı ülkelerinden gelen dayanıklı ekolojik ürünlerin satışa sunulduğu pazar, doğal yaşamı önemseyen İstanbulluların uğrak yeri.
Ekolojik tarım konusunda çalışan Buğday Derneği ve Şişli Belediyesi'nin ortaklaşa düzenlediği Ekolojik Halk Pazarı, üç yıldır Cumartesi günleri Şişli'de kuruluyor. Türkiye'nin çeşitli bölgelerinden gelen ekolojik (organik) taze sebze ve meyveyi tüketiciye sunan pazarda satılan ürünlerin yetiştirilme aşamasında Organik Tarım Kanunu gereğince, kimyasal ilaç ve katkı maddeleri kullanılmıyor. Organik Tarım Kanunu'na göre, ekolojik ürünler hal yasasından muaf tutuluyor. Devamı ->>
|

|
GDO: BİR MUCİZE Mİ YOKSA TEHDİT Mİ?
Genetiği değiştirilmiş organizmalara (GDO) ilişkin yakın tarihte ülkemizde yayımlanan yönetmelik pek çok tartışmayı da beraberinde getirdi. Peki ama nedir bu GDO? Soruyu konunun uzmanlarına sorduk ve GDO'ların doğa ve insan sağlığı üzerindeki etkilerine dair merak edilenlere cevap aradık.
Genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar (GDO) ve bitkisel ürünlerin ithalatı, işlenmesi, ihracatı ile kontrol ve denetimini düzenleyen yönetmelik, 26 Ekim 2009'da Tarım Bakanlığı'nca Resmi Gazete'de yayınlanmasından sonra ülkemizde pek çok tartışmayı da beraberinde getirdi. Belirli bir kesim, bu yönetmeliği hızla artan dünya nüfusu karşısında gıda ihtiyacının karşılanması için bir alternatif olarak görürken; bir diğer kesim ise genetiği değiştirilmiş gıda ürünleriyle hayvan yemleri ticaretinin ve ithalatının kontrollü de olsa serbest bırakılmasının; Devamı ->>
|

|
HOMEOPATİ: 200 YIL ÖNCESİNDEN GÜNÜMÜZE ALTERNATİF BİR TEDAVİ
Doğal ve bütüncül bir tedavi yöntemi olan Homeopati'de günümüz itibariyle 3 bin ilaç çeşidi bulunuyor.
İlaçların hammaddelerini, hayvansal ve bitkisel dokular, mineraller ve doğal zehirler oluşturuyor.
İnsanoğlu yoksulluk, savaşlar ve hastalıklarla sürdürdüğü mücadelesine çevre sorunlarını da eklerken, ilerleyişinin yarattığı tahribatı, geriye dönüp, doğadan kopmadığı zamanların yöntemleriyle iyileştirmeye çalışıyor. Sağlık hizmetlerinin giderek pahalı ve ulaşılamaz hale gelmesi, vicdan ve yararlılık ekseninden kayarak organ mafyaları oluşturacak kadar çetrefilleşmesi; doktorları da hastaları da alternatif tedavi arayışlarına itiyor. Yaklaşık 200 yıl önce Dr. Samuel Hahnemann tarafından geliştirilen tedavi yöntemi Homeopati de bu alternatiflerden biri. Devamı ->>
|

|
BENZER BENZERİ TEDAVİ EDER
Homeopati kendi başına bir tedavi yöntemi olduğu gibi tıbbi tedavilere yardımcı olarak da kullanılabilir. Örneğin, ağır ameliyatlar sonrası iyileşme döneminde hastanın yaşadığı ağrıları hafifletebilir.
Homeos, Grekçe'de benzer, patos da çekilen acı; iki kelimenin birleşimi olan Homeopati ise "benzer çekilen acı" anlamına geliyor. Latince "similius similibus curentur" yani "benzer benzeri tedavi eder" prensibine dayanıyor. Sağlıklı ama hassas bünyeli kişilere herhangi bir doğal madde yutturduğunuz zaman kişi buna belirti ya da belirtiler verebilir; ishal olur, ateşi çıkar, döküntü meydana gelir, kaşınır... Devamı ->>
|

|
HOMEOPATİ UYGULAMALARI
Her zaman, her durumda, her hastalıkta...
Homeopatide, hastalık belirtilerine kötü bir şey olarak bakmaz; bağışıklık sisteminin güçlenmesi için gerekli olduklarını düşünürüz. Vücut, belirtileri hastalıklardan kurtulmak için yaratıyor; mesela ateş mikropları etkiliyor. O nedenle belirtileri bastırmamak lazım. Tıpta hastalık belirtileri ilaçlarla bastırılmasına rağmen, bağışıklık sistemimiz yeterince güçlü olduğu için iyileşiyoruz ama bu şekilde bir yaklaşım bağışıklık sistemimizi her seferinde biraz daha zayıflatıyor.
Bir bebek doğduğu andan itibaren, hastalandığında yalnızca homeopati ile tedavi edilirse kesinlikle daha az kronik hastalığa yakalanır, daha az hasta olur ve daha sağlıklı yaşlanır.
Devamı ->>
|

|
"5 KURUŞA DEPRESYON TEDAVİSİ"
Homeopati Derneği Başkanı Uzm. Dr. Günnur Başar ile homeopati ve yöntemin ülkemizde tanınması için çalışan dernekleri hakkında görüştük.
Homeopati belli bir tıbbi bilgi içeriği gerektiren uzmanlık alanlarından, günlük sorunlarda aile içerisinde kullanılabilen uygulamalara kadar çeşitli alanları kapsayan, doğal ve bütüncül bir tedavi yöntemi. Homeopati ile her hastalığın tedavisi var demek yerine, her hastanın kendini daha iyi hissetme durumu var demek daha doğru. NATURELIFE, Aile Hekimi ve Homeopati Derneği Başkanı Dr. Günnur Başar ile derneğin çalışmaları ve bu tedavi yönteminin daha iyi anlaşılması için bir söyleşi gerçekleştirdi. Devamı ->>
|

|
HAVADAN SUDAN SAĞLIK
İnsanlar termallere en çok romatizmal hastalıklarının tedavisi için başvuruyorlar. Bu rakam neredeyse yüzde 95 oranında böyle... Ancak termal tedavisi, birçok hastalıkta yararlı olabilecek tıbbi bir tedavi biçimi.
Kaplıca yani termal kültürü dünyaya Roma ve Osmanlı İmparatorluğu'ndan yayıldı. 18.yüzyılda gerileme dönemine giren Osmanlı İmparatorluğu'nda kaplıcalar geleneksel anlamda başvurulan bir tedavi yöntemi olmaya devam ederken, Avrupa sanayi devrimi ve beraberinde gelen toplumsal gelişmeler ile birlikte son 200 yılda bu geleneği tıp ve sağlık sektörüne daha iyi entegre edebildi.
Türkiye'de ise Cumhuriyet'le birlikte bir atak yaşandı. Bu konuya oldukça ilgi gösteren ve termallerde tedavi de gören Atatürk, güncel akademik tıp içinde yer almasını destekledi. Devamı ->>
|

|
İNSANLARIN HAYATINA DOKUNMAK İSTEDİM!
Doğal kozmetikten masaj yağlarıına; bambudan üretilmiş havlulardan organik bebek kıyafetlerine, çeşit çeşit bitki çaylarından mumlara kadar uzanan geniş bir yelpazede ürünler sunduğu Bebek'teki küçücük dükkanında aromaterapi masajı da uygulayan Ayşe Tolga, hem bedeniniz hem ruhunuz hem de zihniniz için huzurlu bir dünya yaratmış.
Doksanlı yıllarda izlenme rekorları kıran Şehnaz Tango'nun Nurşen'i olarak hayatımıza giren, uzun bir dönem de oyuncu ve sunucu olarak tanıdığımız Ayşe Tolga, artık aromaterapist "Aisha" olarak karşımıza çıkıyor. Çocukluğundan beri doğal ürünlere, çiçeklere, bitkilere meraklı olan Tolga, bu ilgisini insanlarla paylaşmak ve hayatlarına iyileştirici bir dokunuş sunmak arzusuyla, el emeği göz nuru doğal kozmetik markası Aisha'yı iki sene önce hayata geçirmiş. Devamı ->>
|

|
DOĞAYA VE BEDENE DOST ORGANİK TEKSTİL
Ekolojik yaşam eğilimi gıdadan sonra tekstil sektöründe de etkisini her geçen gün artırıyor. Kendimizin, sevdiklerimizin ya da yaşadığımız mekanların güzelliğini düşünerek seçtiğimiz ürünlerin doğayı ve insan hayatını ciddi boyutlarda tehdit ediyor oluşu, tekstil alanında üretici ve tüketiciyi organik yaşam noktasında buluşturuyor.
Renk renk, desen desen elbiseler, pantolonlar, gömlekler, tişörtler, havlular, nevresim takımları... Her yıl değişen trendler doğrultusunda yaşamımızı sarmalayan önemli detaylar olan tekstil ürünleri, tükettiklerimiz arasında belki de bize en keyif veren nesneler... Almak ve kullanmak işin en keyifli kısmı; ancak bunu yaparken madalyonun diğer tarafını da görmezden gelmemek gerekiyor. Devamı ->>
|

|
ORGANİK TEKSTİLDE SERTİFİKASYON
Ambalajı üzerinde doğal veya naturel yazan tekstil ürünleri organik ürün anlamına gelmiyor. Organik tekstil ve sertifiikasyon aşamasından denetimine kadar olan süreci konunun uzmanına sorduk.
Türkiye'de gıda dışında en fazla üretilen organik ürün, pamuk... Bu nedenle tarım ve gıdadan sonra tekstil ve hazır giyimde de organik dönemi başladı. Dünyada inek sütü elyafından yapılmış kazaklar, bambudan tişörtler, ısırgan otundan pantolonlar, soya fasulyesinden üretilen gömlekler reyonlarda yerlerini alırken, Türkiye'de de birçok tekstil firması organik ürün pazarına adım atmış durumda. Devamı ->>
|

|
KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ
Dünya hızla ısınıyor, iklimler değişiyor. Buzulların hızla erimesinin yanı sıra dünyanın birçok ülkesinde artan seller, fırtınalar, çölleşme gibi felaketlerin normal olmadığını artık hepimiz biliyoruz.
Bugün hemen hemen bütün iklim bilimciler tarafından, dünya iklim sisteminde bir bozulmanın olduğu kabul ediliyor. Fosil yakıt kullanımı, sanayileşme, hızlı nüfus artışı, enerji üretimi, ormansızlaşma gibi etkiler sonucunda atmosfere salınan gazlar sera etkisi yaratıyor ve bu durum dünya yüzeyinde sıcaklığın artmasına ve küresel ısınmaya yol açıyor.
Uluslararası İklim Değişikliği Paneli'nin (IPCC) Türkiye senaryosunda, ülkede yıllık ortalama sıcaklığın ileriki yıllarda 2,5-4 derece artacağı, Ege ve Doğu Anadolu'da artışın 4 dereceyi bulacağı tahmin ediliyor. Devamı ->>
|

|
BİZE AYRILAN KÜRENİN SONUNA GELMEMEK ADINA
Küresel sorumluluğumuza dair yeni davranış modelleri ve stratejiler geliştirmek konusunda, hedefe yönelik araştırmalar yürütülmesi ve özellikle sivil toplumlar arası bilgi ve deneyim köprüleri kurularak, süreci etkin bir şekilde yürütme yollarının araştırılması, yerinde bir tercih olacaktır.
Akademisyen ve siyaset bilimci Christopher Hill, uluslararası ilişkiler düzlemindeki tüm taraflara rahatlıkla uygulanabilecek "yetenekler / beklentiler uçurumu" (capabilities and expectations gap) olarak tanımladığı teorik çerçevesiyle, birçok düzeydeki aktörün davranışını değerlendirecek önemli bir enstrüman sağlamıştır. Küresel iklim değişikliğiyle mücadele sürecindeki ilgili tarafların stratejilerini ve davranış kodlarını, söz konusu çerçeveden okumak, anlamlı ve yenilikçi bir tercih olabilir. Devamı ->>
|

|
YAŞAYAN BİR DÜNYA TASARLAMAK
Ahşap, yün ya da bitki gibi malzemelerin şık ve kullanışlı nesnelere dönüştüğü "Design for a Living World", organik öğelerin keşfedilmesine yönelik bir sergi... Dünya çapında tanınmış 10 başarılı tasarımcının çalışmalarını içeren etkinlik, yaşanabilir bir dünya için tasarım ve doğayı buluşturuyor.
Doğayı Koruma Vakfı (The Nature Conservancy) ve New York'taki Smithsonian's Cooper-Hewitt Ulusal Tasarım Müzesi'nin ortaklaşa düzenlediği "Design for a Living World" (Yaşayan Bir Dünya İçin Tasarım) başlıklı gezici sergi, dünyanın önde gelen tasarımcılarının sürdürülebilir ve doğal malzemeler kullanarak tasarladıkları, kıyafetten mobilyaya uzanan çalışmaları bir araya getiriryor. Ulusal Tasarım Müzesi'nde 14 Mayıs'ta prömiyeri yapılan sergi 4 Ocak 2010'a kadar açık kalacak. Devamı ->>
|

|
NEDEN ENERJİ MİMARLIĞI?
Bilmeliyiz ki, bu bir "var olma" savaşıdır. Ve bu savaşta en önemli görev mimarlara ve kentsel tasarımcılara düşüyor. Çünkü en büyük güç onların elinde...
Bence, mimarlığın "üç boyutlu bir ressamlık" olmadığını anlayarak işe başlamalıyız... "Çok hoş olmuş..." benzeri çağrışımlarla tanımlanan yapıları tasarlayan "makyaj sanatı ustaları" artık fark etmelidirler ki, son 100 yıldır dünyada üç önemli sorun vardır:
1- Enerji darboğazı,
2- Alt üst olan ekolojik dengeler ve
3- Açlık !..
Ne yazık ki bu üç sorun da, aslen var olmayan, insan eli ile yaratılmış dertlerdir.. Bundan böyle, bu temel sorunları görmezden gelen, çatkı ve form arasına sıkışmış, minimal maksimal gibi kavramlardan medet uman mimarlık iflas etmiştir. Devamı ->>
|

|
21.YÜZYILIN EN ÖNEMLİ EKOLOJİK ÜRÜNÜ: SU
Doğal su kaynaklarına karşı hoyratlığımızın sonucunda 2025'e kadar su sıkıntısının yaşanması, dolayısıyla da tarım üretiminde ve sağlık alanında ciddi sorunların baş göstermesi bekleniyor.
Dünya'nın dörtte üçü suyla kaplı. Ancak bu suların yüzde 96'sı tuzlu... Geriye kalan yüzde 4 civarındaki tatlı suyun yüzde 80'i ise buzullarda hapsolmuş durumda. En çok suya sahip üç ülke; Fransız Guinası, İzlanda ve Guyana iken en az suya sahip üç ülke; Kuveyt, Gazze ve BAE. Dünya nüfusunun artması, küresel ısınmaya bağlı iklim değişiklikleri, suyun yeryüzündeki dağılımı ve kullanım şekli, su ile ilgili ciddi sorunların ortaya çıkmasına yol açıyor. Yer altı sularının azalması, yüzey sularının kirlenmesi, bölgesel rekabetler ve uluslararası çıkar çatışmaları son yıllarda su sorununu daha bir ön plana çıkarıyor. Devamı ->>
|

|
KENTLİ İNSANIN YENİ SIĞINAĞI: EKO-KÖYLER
Kent yaşamının karmaşasından ve sıkışmışlığından bunalanlara doğa ile ruhsal bir bağ kurma olanağı yaratan ekolojik yaşam çiftliği ve eko-köy oluşumları, sürdürülebilir yaşam modeli sunmalarının ötesinde, son yıllarda şehirli insanların nefes alabileceği alternatif tatil durakları olarak da öne çıkıyor.
Güneşin bir dağın ardından doğuşu ya da batışı, vücudumuzda hissettiğimiz sabah serinliği, yağmur sonrası burnumuza gelen toprak kokusu, rüzgarla birlikte hışırdayan ağaç yapraklarının ya da gürül gürül akan bir derenin sesi, dalından kopararak yediğiniz bir meyve... Doğanın sunduğu güzellikler bunlarla sınırlandırılamaz elbette; ama modern hayatın dayattığı yaşam tarzının bizi mekanikleştirdiği, doğal olan her şeye yabancılaştırdığı günümüzde, doğaya dair hatırımızda kalanlar çoğumuz için bu kadar bile değil... Devamı ->>
|

|
EKOLOJİK DÖNÜŞÜME KÜRESEL KATKI
Eko-köyleri destekleyerek, sürdürülebilir yaşam için eğitim ve gösteri programları geliştiren Küresel Eko-köyler Ağı GEN, dünya çapında sürdürülebilirlik yönündeki dönüşüme katkıda bulunuyor.
Sürdürülebilir, ekolojik ve doğal yaşam hayallerinin pratiğe yansıması olan eko-köyler Türkiye'de yeni yeni konuşulmaya başlansa da dünya çapında örnek ya da canlı model olarak nitelendirilebilecek oldukça fazla oluşum bulunuyor.
Eko-köyler yerel kültürleri desteklemeyi hedefleyen oluşumlar olsalar da etkileşimleri açısından yerel boyutlardan çok daha öteye geçmeyi amaçlıyorlar. Dünya üzerinde daha önce denenmiş ve başarıya kavuşmuş geniş ölçekli eko-köylerin yanı sıra küçük çaplı oluşumları da içeren bir kuruluş olan GEN-Küresel Eko-köyler Ağı (Global Ecovillages Network), Afrika'dan Avrupa'ya ve Ortadoğu'ya kadar oldukça geniş bir alanda çalışmalar yürüten bir kuruluş. Devamı ->>
|

|
PERMAKÜLTÜR: SÜRDÜRÜLEBİLİR YAŞAM ALANLARI TASARIMI
Permakültür, insanların kendilerini ölen bir sistemden bağımsız kıldıkları ve üzerinde yaşadıkları toprakları en temel ihtiyaçlarını gidermek için kullandıkları bir dünya vizyonu sunar.
Yıllar önce Kanada'nın kırsalında yaşadığım dönemde Bill Mollison'un "Permakültüre Giriş" kitabıyla karşılaşmış ve böylece sürdürülebilir yaşam için bir tasarım sistemi olan permakültürle tanışmıştım. Yaşadığım yerde arkadaşlarımla deneysel bir permakültür bahçesi yaratmıştık o yaz. Oldukça sert bir toprak üzerinde karton kutu, gübre, mutfak atıkları ve bahçeden toplanan yapraklar ve otlardan oluşan organik bir katmanın (malç) içine tohumlarımızı ektikten sonra heyecanla sonucu beklemiştik. Devamı ->>
|
|
|
NATURELIFE ARALIK 2009 - OCAK 2010 |
 |
İ Ç İ N D E K İ L E R
|
|
BİLİMİN 6 BİN 500 YILLIK İLGİSİ: NAR |
|
ŞİFA KAYNAĞI: NAR |
|
İSTANBUL'UN ORTA YERİ BOSTAN
ŞİŞLİ ORGANİK PAZARI |
|
GDO:BİR MUCİZE Mİ YOKSA TEHDİT Mİ |
|
HOMEOPATİ
200 YIL ÖNCESİNDEN GÜNÜMÜZE
ALTERNATİF BİR TEDAVİ
|
|
BENZER BENZERİ TEDAVİ EDER |
|
"HER ZAMAN, HER DURUMDA,HER HASTALIKTA..."
HOMEOPATİ UYGULAMALARI |
|
"5 KURUŞA DEPRESYON TEDAVİSİ"
HOMEOPATİ |
|
HAVADAN SUDAN SAĞLIK |
|
İNSANLARIN HAYATINA DOKUNMAK İSTEDİM! |
|
DOĞAYA VE BEDENE DOST ORGANİK TEKSTİL |
|
Diğer Konular ->> |
|
1 |
| |
2 |
| |
3 |
| |
4 |
| |
5 |
| |
6 |
| |
7 |
| |
8 |
| |
9 |
|
|
|